Search your favorite song for free

1. SHTEPIAKE TE DESHPERUARA SE SHPEJTI NE KLANHD

  • Duration: 83
  • Channel: tv
SHTEPIAKE TE DESHPERUARA SE SHPEJTI NE KLANHD

Versioni turk I serialit hit te "Walt Disney", "Shtepiaket e Deshperuara" (Umutsuz Ev Kad?nlar?), PREMIERE ne TVKLAN DHE KLANHD ne Shtator 2012. 5 herionat e serialit interpretohen nga aktoret me ne ze turke te momentit. Susan ne versionin turk quhet Yasemin dhe interpretohet nga Songül Öden, e famshme ne te gjithe boten me rolin brilant te saj tek "Gymysh"; Bree eshte Nermin (Bennu Y?ld?r?mlar) ; Gabrielle eshte Zeli? (Evrim Solmaz); Lynette eshte Elif (Ceyda Düvenci) dhe Edie eshte Emel (Özge Özder).


2. SHTEPIAKE TE DESHPERUARA - SPOTI SE SHPEJTI PREMIERE NE KLANHD

  • Duration: 101
  • Channel: tv
SHTEPIAKE TE DESHPERUARA - SPOTI SE SHPEJTI PREMIERE NE KLANHD

Versioni turk I serialit hit te "Walt Disney", "Shtepiaket e Deshperuara" (Umutsuz Ev Kad?nlar?), premiere absolute ne TVKLAN. Ky eshte versioni I vetem turk I nje seriali hollivudian, qe po korr sukses ne Turqi, por jo vetem. Ka patur edhe me pare disa tentiva per te prodhuar versione turke te disa prej titujve te suksessshem amerikane, por asnjeri prej tyre nuk ka famen, suksesin dhe pelqyeshmerine me kete version te shtepiakeve turke te deshperuara. 5 heroinat e serialit interpretohen nga aktoret me ne ze turke te momentit. Susan ne versionin turk quhet Yasemin dhe interpretohet nga Songül Öden, e famshme ne te gjithe boten me rolin brilant te saj tek "Gymysh"; Bree eshte Nermin (Bennu Y?ld?r?mlar) ; Gabrielle eshte Zeli? (Evrim Solmaz); Lynette eshte Elif (Ceyda Düvenci) dhe Edie eshte Emel (Özge Özder).


3. Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (20 Mayıs 2013; 22:00)

  • Duration: 2904
  • Channel: news
Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (20 Mayıs 2013; 22:00)

CEYLAN ÖZBUDAK: Ruhum, sevgilim, bir tanecik aşkımla programımıza başlıyoruz, inşaAllah. ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun. DİDEM ÜRER: Hocam, Galatasaraylı bazı futbolcu kardeşlerimize yönelik ırkçı tavırlar nedeniyle Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, bu futbolcuları davet etti ve bir yemekte ağırladı. Bakan Kılıç, “ırkçılığın Türkiye’nin gelenek göreneklerinde olmadığını” belirterek; “Türkiye’de ırkçılık tutmaz. Hem inancımız, hem geleneklerimiz buna karşı. Üstünlük ancak iyi insan olmakla mümkündür. Irkçılık bizim genetiğimizde yok. O görüntüleri Fenerbahçe’ye mal etmek haksızlık olur” dedi. Bu iki kardeşimiz de Türkiye’de futbol oynamaktan çok mutlu olduklarını ifade ettiler. ADNAN OKTAR: Peki bu koç yiğit Bakanımız, bu can delikanlımız, bu iftihar ettiğimiz insan; Hz. Adem (a.s)’dan bahsetse, konu bitecek. “Gelenek, örf” dediğinde, adam der ki; “örf oraya göre başka olur, buraya göre başka türlü olur.” Ama “İslam bunu diyor” derse, Hristiyanlık da aynı şeyi söylüyor, Musevilik de aynı şeyi söylüyor, üç din de aynı şeyi söylüyor. Hepsi; “Hz. Adem (a.s)’ın evladıyız” diyor. Tamam, bitti. Nerenin ırkı o zaman? Nerenin ırkçılığı? Hz. Adem (a.s)’ın evladı; siyah evladı da var Hz. Adem (a.s)’ın, beyaz evladı da var, sarı evlatları da var. Genetik. Geçenlerde de söylemiştim, vücudumuzun birçok yanında benler vardır, o, zenci atalarımızdan gelen benler. Herkesin kanında, genetiğinde o zencilik vardır. Dolayısıyla onlar bizim can kardeşlerimizdir. Bilal-i Habeşiler, sahabeler hep zenciydiler. O kardeşlerimiz de orada cahillik yapmışlar yahut çocukluk yapmışlar diyelim. Bilgisizlik daha Türkçesi, bilgisizliklerinden. Suat Hocam delikanlı, hem hakiki delikanlı, mert delikanlı. İnşaAllah, geleceğin de başbakanı olarak görüyoruz. Ama “Hz. Adem (a.s)’ın evlatlarıyız” deseydi, çok güzel olurdu. Gecikmiş de değil. Desin. Desin. Doğru bu. Darwinistler’den mi çekiniyor? Materyalistlerden mi çekiniyor? Aslan gibi delikanlı, Müslüman delikanlı. Desin, konuya son noktayı koysun, inşaAllah. Futbolcular da aslan gibi delikanlılar. Neleri varmış, maşaAllah. Hiç çekinmesinler öyle, vesvese etmesinler. Bizim Bilal-i Habeşilerimiz onlar, inşaAllah. Hiç gönüllerini füturla zedelemesinler. DİDEM ÜRER: Financial Times gazetesi Yazarı David Gardner, Türkiye’nin Kuzey Irak yönetimiyle petrol ve doğal gaz anlaşması yapması, Kürtlerle barışçıl bir çizgi izlenmesi gibi gelişmeleri, Türkiye’nin yüzyıl önceki Osmanlı düzenine geri dönmesi olarak yorumladı. Türkiye’nin eski Osmanlı topraklarında yumuşatılmış bir sınıra inandığını, yani sınırların kaldırılması gerektiğine inandığını belirtti. ADNAN OKTAR: Sınır yumuşatması-sertleştirmesi diye bir konu yok. Mehdiyet, dünyayı şu an sallıyor. Nerenin eski Osmanlı’ya dönmesi? Osmanlı’ya bir daha dönülmez. Osmanlı geçti. Selçuklu’ya da bir daha dönülmez. Ama onların güzel hatıralarından istifade edilir. Onlardan hisse çıkarılır, o dönemlerden; o. Hikmet yönü alınır. Yoksa ne alakası var Osmanlı’yla? Mehdiyet, damgasını vurdu dünyaya. Biz anlatıyorduk, hikaye zannediyorlardı. Buram buram Mehdiyet dünyayı sarıyor şu an. Bütün sancı o. Bütün sancı o. Bir doğum sancısı var. Mehdiyet şefkatlidir. Osmanlı şefkati değil; Mehdiyet şefkati var şu an. Mehdiyet’in şefkati, Kuran’dan kaynaklanır. DİDEM ÜRER: Hocam, bazı kardeşlerimizin sınavları başlayacakmış, sizden dua istiyorlar. ADNAN OKTAR: Ne şekerler. Sınavda en önemli şey; heyecanlanmamak. Ben üniversite imtihanına gitmiştim; elim cebimde, gayet sakin. Tabii, tavsiye etmem, öyle yapmayın da, geç kaldım kapıda; “bu nedir? Giremiyor muyuz?” dedim. “Geç kaldınız Hocam” dediler. “O zaman” dedim, “ne yapacağız? Geri mi döneyim?” dedim. “Yok, gelebilirsiniz” dediler. Müthiş rahatlığımdan dolayı öğrencilerde bir heyecanlanma oldu. “Bruce Lee gibi bu herhalde Hocamız” gibisinden, “herhalde bayağı bir şey yapacak. Bize yardım eder misiniz?” gibi bir hal oldu. Otuz puan birden taşmıştım. Felsefeyi yazmıştım birinci tercih olarak, otuz puan üstünde gelmişti. Hiç heyecanlanmamak çok önemli. Allah yazdırır, inşaAllah. Çok rahat olmak lazım. Genel kültüre çok önem vermek lazım. Genel kültür çok iyidir. Ben mesela hiç çalışmamıştım üniversite imtihanına, genel kültürle girdim. Hep bildiğim konular, maşaAllah. Allah onlara zihin açıklığı versin. Okullarını Allah’a adasınlar. Kendilerini Allah’a adasınlar. “Ya Rabbi, ben tahsil yapıp dünyaya kendimi gark etmeyeceğim. Benim amacım, Senin rızan” desinler. “Ben okulumu, mesleğimi Sana adadım Ya Rabbi. Senin için yaşayacağım, Senin için öleceğim. İbadetlerim, ölümüm, dirimim Alemlerin Rabbi Allah içindir.” Ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. Rabbimiz’e kendisini armağan edecek. &ld


4. Sohbetler (8 Aralık 2016; 10:00)

  • Duration: 5270
  • Channel: news
Sohbetler (8 Aralık 2016; 10:00)

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler’e başlıyoruz inşaAllah. Adnan Bey hoş geldiniz. ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Şimdi bir gazimiz geldi de onunla konuşuyorum. İllet oldum bu paralelcilere. Vay alçaklar vay. Ağır yaralamışlar bir yıldan beri tedavi görüyor yaklaşık. Ben böyle zulüm görmedim. İşte üç aydan, dört aydan beri daha yeni ayağı kalkmış. Evet, dinliyorum. BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey eski Meclis Başkanı ve İçişleri Bakanı Sayın İsmet Sezgin tedavi gördüğü GATA’da hayatını kaybettiği bildirildi. ADNAN OKTAR: İsmet Sezgin çok efendi bir insandı. Bayağı kibar, saygılı tam tipik Doğru Yol Partiliydi. Doğru Yol Partililer hep öyle olurdu yani insancıl, halkla rahatça konuşan, böyle enaniyetli, kibirli olmayan, tartışmacı olmayan, liberal, sevecen insandı maşaAllah. Allah gani gani rahmet etsin. Allah makamını cennet etsin. Bak gazi bayağı ızdırap çekmiş. Üç ay, dört aydan beri onun rahatsızlığını çekiyor daha hala hastalığının. Ne kadar oldu dört buçuk ay? BÜLENT SEZGİN: Evet. ADNAN OKTAR: Dört buçuk ay oldu tabii. Bu nasıl bir kepazeliktir? Bunun sırrı daha hala anlaşılamadı. Mesela subay silahı çekmiş halka ateş ediyor. Adam orada ölüyor görüyor. Bu nasıl böyle bir şeyi yapabilir? “O cennete gidiyor” diyormuş vurulan, “ben de cennete gideceğim” diyormuş. Müslümanları öldürmenin karşılığı ebedi cehennemdir Kuran’da açık hüküm var. Nasıl cennete gidiyorsun sen? Böyle delilik olur mu? Kendince alay mı ediyor ne yapıyor anlamadım. Bir de bunlar öyle hapise falan Müslüman almazdı hepsini öldüreceklerdi şehit edeceklerdi. “Gel seni tutukluyorum” böyle bir konu olmaz bunların. Bu gözü dönmüş nefreti bunlar nasıl elde ettiler? Fethullah Hoca konuşurdu Fethullah Gülen işte kelebekler, kuşlar, sevgi, merhamet değil mi? O dergilerinde falan Sızıntı’da hep bunları görürdük. Ne zaman bu cinayeti öğrettin? Bu azgınlığı ne zaman öğrettin? Bu adamlar böyle manyak hale ne zaman geldi ben anlamadım. Bu nasıl bir eğitim? Bu olacak iş değil bu. Cinayet eğitimi nasıl verilir? Mesela normal darbelerde gözaltına alıyorlar halkı mahkemeye. Bunlarda öyle bir şey olmaz. En az en az 3-5 milyon Müslümanı bunlar şehit ederdi en az. Mesela bu Ömer Halisdemir bizim kabadayımız aslanımız o vurulduğunda bu Yüzbaşı Vural Volkan Bal sağlık ekibi Halisdemir’in nabzının hafif attığını söyleyince Mihrali Atmaca göğsüne iki el ateş ediyor. “Madem ölmedi” diyor “öldüreyim” diyor şehit ediyor. Bu adamı mesela Mihrali Atmaca’yı polis alıp bunu konuşturması lazım. Yani hapisten alıp konuşturulması lazım. Hapisteyse dahi. Bu mantığa bu nasıl geldi? Bu nasıl bir kafa? Çok garip bir şey bu. Bir de bu adamlar bu pisliği fark etti mi? Bunlarla görüşmek de mümkün olmuyor. Bu adamlar hapishaneye bunlara gidip sormak lazım. Bunlar nedir? İtirafçıları anlatsın asıl yani onlar çok fazla itirafçı olması lazım. Tutuklananların yüzde doksanının itirafçı olması lazım en az. Polis bunları konuştursun. Yeniden cezaevinden alıp götürsünler. Bu konu açıklığa çıksın. Ben böyle manyaklık görmedim. Acayip kinlendim şimdi o gaziyle konuşunca. Bayağı ızdırap çekmiş kardeşim. Bak yürüyemiyor şu an ayağa kalkamıyor. Bu inanılır gibi değil. Direkt çekip vurmuşlar. Bu çok fazla gündem yapılması gereken bir konu. Bu zalimlik düzeyine bunlar nasıl ulaştı? İngiliz derin devleti bunları eğitiyorsa nasıl eğitiyor? Buna da bir bakmamız lazım. Bu cinayet ama bu normal benim kanaatim işte bu Irak’ta Suriye’de nasıl Müslümanları şehit ediyorlar. Adamlar aynısını bunlara da öğretmişler. Karmaşık bir şey yok. Oradaki uşaklar neyse buradaki uşaklar da aynı. Değil mi orada Müslümanlar Halep’te işte hepsini çoluk çocuk hepsini şehit ediyorlar. Biz ona nasıl şaşırmıyorsak çünkü kanıksadık adamlar yapıyor bunu. Ahlaksızlık büyük bir olay ama yapıyorlar. Demek ki bunlar da bu tarz bir eğitim almış. Bu konuyu çok sıkı tutmak lazım. Geçiştirilecek bir konu değil bu. Bayağı da efendi bak gazimiz şimdi. Çok nezaketli bir insan. Hiç böyle bir yakınması falan da yok. &ld